İşten ayrıldıktan kısa bir süre sonra kaleme almıştım... Eskileri karıştırırken buldum, paylaşmak istedim...
***
Hayatım boyunca sanata, insana yakın durmaya çalıştım. Hep çalışkan bir öğrenci, doktor ya da mühendis olacak çocuktum… Sınıfın en başarılısı, en akıllısı, en terbiyelisi… Tüm “en”lerin “en” iyilerini kapmıştım yani – bir çocuk için ne büyük bir yük omuzlarda. Ama ders çalışmayı hep reddettim içten içe. Sorumluluğum olduğu için sorumluluğum kadarını yaptım. Dersi derste dinledim ve başardım. Ama doktor ya da mühendis olacak bu çocuk işletmeci oldu çıktı, hem her şeyden anlayan hem de hiçbir alanda tam uzman olamadan hayatın içine gönderilmiş bir yeni mezun…
Tiyatro yapma hayallerim yarım kaldı sonra. Önce bir işim oldu sonra tiyatroya vakit ayıramadım. Bir kez daha okuyayım dediğimde artık okumaya gücüm yokmuş gibi hissediyordum.
Yazı ise hep oldu hayatımda. Kimi zaman daha yoğundu kimi zaman sadece adı vardı yazıyorum diye…
Ama hayatın dayattığı çarklara hep karşı bir duruşum vardı. Kızdıklarım, isyanlarım vardı. Yine de cesaretten yoksun gibi o çarklarda dönüp durmak, dişlerin arasına sıkışmak sanki kaderim gibi yaklaşıyordum – belki bilinçli belki de bilinçsiz…
Her şeyi değiştirebilirsin diyordum kendi kendime. Buna inanıyor; ancak çok olan işlerim arasında her aldığım yeni kararı uygulama konusunda eksik kalıyordum.
Hayat beni damlayan bir çeşmenin bardağı su ile doldurması gibi doldurmuş zaman içinde… Değiştim, geliştim, büyüdüm, anladım, öğrendim, olgunlaştım. Ama kafama uymayan olmaması gerektiğini düşündüğüm şeyleri gördükçe de damlalarımı biriktirdim. Baktım sızıntılar başladı; sıra cesaretimi kazanmaya gelmişti… Aykut’un (Oğut) kitabı ile karşılaştım o vakit. Önceden hiç sevmediğim, hep aynı şeyleri anlattığına inandığım kişisel gelişim kitaplarından biri sanmıştım ve hep itmiştim elimin tersi ile… Şimdi biliyorum ki can sıkıntımın tavan yaptığı bu dönemde elime aldığım kitap yeni dönüşümümün başlangıcı imiş…
Kendimden parçalar bulduğum bu kitap ile aslında elimde olan şeyin farkına varabildim. Zaman aldı, indim, çıktım. Yoruldum, vazgeçmeye hazırlanırken yenilendim.
Her şeyin bir zamanı var derler ya; öyleymiş gibi tüm olaylar birbirini tetikledi ve senelerdir başkaldırmak için uğraştığım şeylere başkaldırabildim. Çünkü artık cesaretin korkusuzca yürümek değil, korkularına rağmen yürüyebilmek olduğunu biliyordum. Yüreğim bana sesini dinletebilmişti, yüreğimle birlikte çarpıyordum.
İşimden ayrıldım. Kimsenin beklemediği bir şeydi. Çünkü ben sabırlıydım. Olumsuzluklar karşısında daha dirençliydim yakın çevremde. Oysa içimdeki deli kızın çok kişi farkında değildi belki de… Ama o deli kız asıl bendim aslında…
Şimdi daha güçlü duruyorum hayata karşı. Daha iyi hissediyorum. Kendimden daha emin yürüyebiliyorum. Sevdiğim şeyleri yapabiliyorum. Kendi işimi kuruyorum. İstediğim kişilerle görüşüyorum.
Bazen dönüp geriye bakıyorum. Geride bıraktığım arkadaşlarımı dışarıdan gözlemleyebiliyorum. Daha çok kısa bir süre önce benim de çok benzer bir hayatı yaşadığımı düşünmek bile güç! Boyut değiştirmek gibi hayatın bazı yerleri… Bulunduğun yer değiştiğinde bazı şeyleri daha önce fark etmediğine yanıyorsun sadece…
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder