Eylül geldi çattı işte. Her sene bir şölen gibi gelir Eylül bana... Birazdan geçen sene yazdıklarımı okuyacağım. Her Eylül bana hesaplaşma gibi oluyor... Seviyorum bu ayı… Bu bir ay değil de mevsim gibi yaşanıyor bende.
Gerçi bu sene gördüm ki çok kişi Eylül sarhoşu olmuş! Kıskanırım, ona göre J
Eylül çocuğu olmak güzel… Bence tatlı bir anlamı var. Biraz hüzün, biraz dinginlik, biraz huzur, biraz ferahlama, hazırlık, yenilenme, dinlenmişlik, yeniden başlama… Bahar işte, ilk değil sonbahar ama hepsinden güzel işte.
Bugün 2 Eylül. Geçen sene tam da bugün Tortiera Kafe ‘merhaba’ demişti dostlarına. Bu sene kafeyi kapatma kararımızı aldık, işlere atölyeden devam. Karar bizim de olsa, yine de hüzünleniyorum böyle yıldönümlerinde… Ciddi bir tarih hafızam var, başıma bela J Neyse ki yeni anılar biriktirebiliyor insan yeni yıldönümlerine gebe…
Doğumgünümü de kutlamıyorum öyle ahım şahım… Ama ailemle yemek, arkadaşlarımla her zamanki takılmalarımızın doğumgünüm için yapılmış olanları derken, öyle böyle bir haftaya yayılıyor şımarıklığım. Ama o gün bir sessizlik çöküyor üstüme… Eylül asıl hesabını o zaman soruyor sanırım. Ne yaptın, ne yapamadın, ne yapacaksın, neden böyle oldu, şimdi ne olacak; bunlarda iyiydin, devam; bunlar olmadı aman dikkat!
Bakalım ne kararlar alacağım bu yıl? Nasıl hissedeceğim?
Yakınımdaki birkaç kişiye, bu sene kutlama yapalım, dedim, vallahi dedim. Hepsinin omzunda bir yük oluştu böylece. Biliyorum bu sene de aynı şeyi yaparız, ama hiçbir şey yapmasak da olur. Yanımda olun ve olduğunuzu hissettirin yeter, dostlar… Her zaman yaptığınız gibi J
Siparişi verdiysem ilgililere, rahat rahat geçen sene yazdıklarımı okumaya dönebilirim. Biri de bana, yaşlanıyorsun kızım, desin. Ama yıldönümleri o bir seneyi güzel geçirdiğimiz için değil mi? Öyle olsun J
Not: Bu fotoğraf Mart'ta çekilmişti. Şimdi Eylül güneşi daha güzel batıyordur orada...
.jpg)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder