Sayfalar

16 Temmuz 2014 Çarşamba

Senden, Benden, Bizden

Tatil

Hepimizin tatil için çalıştığını söyleyen, şu an hangi şirkete ait olduğunu hatırlamadığım bir reklam sloganı vardı. O zamandan beri severim. Evet, bence hepimiz tatil için çalışıyoruz. Çalıştığımız için tatilin kıymetini biliyor, tatillerimiz olabilsin diye de çalışmaya devam ediyoruz. Hep tatil olması gibi bir dileğim yok, çünkü bir şeyler üretmek keyifli, insanın işe yaradığının kanıtı. Bizi sadece yiyip, içen, soluyan ve üreyen canlılar olmaktan bir adım öteye taşıyıp derinleştiren şey…

Yine de zaman zaman söylerim; çarkların içine sıkışıp kalıyoruz çok zaman. Ürettiğimizi düşünsek de aslında kendimizi tekrarlamaya başlıyoruz. Sorunlar yaşıyoruz, yaşadığımız sorunlara o sorunların içinden bakıyoruz. Sonuç bazen iyi bazen kötü olsa da genelde yıpratıcı oluyor.

Tatil önerim şudur: Kimsenin sizi iş ile ilgili aramamasını sağlayın, uzağa gidin, tatil için bir hedefiniz olsun – her gün yeni bir restoran, yeni bir yemek denemek, her gün yeni biriyle sohbet etmek, yeni bir yer görmek, 2 saat yürümek vs. Tatilinizin yerine ve tarzınıza göre değişecek, sadece sizi ilgilendiren, yapmaktan keyif alacağınız hedefler. Sonra da koşun o hedefin peşinden. Baştan günlük hayattan tatil moduna geçiş biraz zorlayıcı da olsa eğer başarabilirseniz dinlencelerin en güzeline hazırlıklı olun! 



Sen yapabildin mi?

Evet, galiba yaptım, hem de hayatımda ilk defa. Yaptım da ondan böyle ahkam kesiyorum. Bir formülle hedef koyup gitmedim tabii başta. Tek dileğim dinlenmek ve kafamı boşaltmaktı. Sonra bir baktım, o sokak senin bu sokak benim, yürüyelim, kaybolmayalım, ne yiyelim, ne deneyelim, kahvemizi nerede içelim derken – uzak olmanın da faydası ile – başka şey düşünmez olmuşum. Sadece hayallerim ve ben kalmışız. 

O hayaller ki en saf olanlar…

Kafanızdaki milyonlarca soru işaretine ve bazen bırakıp gitme isteğinize rağmen eğer hala bir şeyin hayalini kurabiliyorsanız, o şeyin peşinden gidin. Tırnaklarınız kırılsa da, elleriniz acısa da, elinizden tutan olmasa da…

İtalya!

Yıllar yılı gitmek isteyip de bütün başka yurt dışı kısmetlerimi uğrunda teptiğim ülkedir kendisi. Gittim, en merak ettiğim yerlerini gördüm, başka meraklar oluşturdum, döndüm. Çok zaman bir film setindeymişim duygusu uyandıran, şehirli olmanın, ülkeni sevmenin ne demek olduğunu anladığım, gerçek İtalyanları gördükçe şehirlere ısındığım, kendimden, çevremdenmiş gibi hissettiğim güzel ülke…

İtalyanımın eğlencesine, İtalyan kadınının sade ve modern güzelliğine, İtalyan erkeğinin yakışıklılığına ve modernliğine laf yok zaten, bir de Roma’nın aşıklarına...




Dönüş zordur…

Tatil dönüşleri zordur. Dönüşün ertesi günü işe daldığım hiçbir tatilimden dinlenmişlik hissini tam tadamadım. Yumuşak geçişleri seviyorum bu yüzden… Nasıl olsa çalışmaya alışmış insanlarız, iki gün bırak bizi işsiz güçsüz sıkıntıdan patlarız. Uzun sürmez işi özlemelerimiz…

Okuma molaları…

Yekta Kopan yakın tarihli bir yazısında “tatil kitapları”ndan bahsediyor. Okumanın tatil için bir aktiviteymiş  gibi sunulduğundan yakınıyor. Evet, sadece tatilde okuyorsanız, kasmayın bence, stres yaratır üstünüzde. Gezin, eğlenin… Ama okumayı seviyorsanız zaten benim gibi gezip eğlenirken bile iki kitap bitirebilirsiniz. 
Geçenlerde akademik bilgisine çok güvendiğim bir doçent, bugüne kadar hissedip anlamlandıramadığım bir duruma vurgu yaptı. “Kitap okumak güzeldir; ama bazen de kötü bir şeydir. Eğer insan kitabı başkalarından kaçmak için okuyorsa, sosyalleşemediği için bir sosyalleşme aracı olarak kullanıyorsa kitap okumak kötüdür.” dedi. Demek ki bazı çok okuyanlarla konuşacak bir şey bulamam, ya da ‘Yahu ben de okuyorum gücüm yettiğince ama hiç böyle olmadım, aman olmayayım’ kaçışlarım bundanmış. Bu da hepimize not olsun…

Şu sıralar…

Şimdi Özlem Kumrular’ın “Eski Sevgililerinizden Kurbağa Yapılır” isimli kitabını okuyorum. Anılarını yazmış yazar. Daldan dala konmuş… Benim yazım da daldan dala oldu biraz, etkisindeyim herhalde. Yalnız kitaba “Dışarıda okurken dikkat!” ibaresini koymamışlar. Zira aralarda kahkaha attığınız için dışarıda okumak zorlayıcı olabilir ya da kaptırıp giderseniz size deli gözüyle bakılması ihtimaline hazırlıklı olun.

Toparlamak gerekirse…

Yazının başına dönüp bağlayayım artık. Tatil güzel. Kendine, yaptığın işe bir başkası gibi dışarıdan bakabilmek güzel. Hayatın içine katılmak esas olsa da arada kendine gözlemci olmak önemli… Bundan sonra mottom “Daha çok gezmek için daha çok çalışmak”

Darısı daha tatile çıkamamışların başına…

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder