Sayfalar

28 Nisan 2014 Pazartesi

Kırılma

Çocuklar gözüme takılıyor nicedir. Saf, yapmacıksız, oldukları gibi… Ne istediğini söyleyen, istemediğine “hayır” deyiveren, coşkuyu sonuna kadar yaşayan, takdir etmesini bilen, “ama ben bunu yapmayı çok seviyorum” diyebilen, istekleri için direten, algısı açık, pırıl pırıl çocuklar…

Öyle güzeller ki, kırk yıl düşünsen merak etmeyeceğin bir şeyi sana sorup seni allak bullak edebilirler; dünyaya bakışını değiştirebilirler; senin bakıp da görmediğini saniye dolmadan fark edip karşısında bir eylem gerçekleştirebilirler.

Korkuları da gerçek... Her şey güzel giderken aniden patlayan bir ses karşısında çığlığı basıp avaz avaz ağlayabilirler. Sakinleştirmen zordur; ama bazen küçük bir kurabiyeye kanabilirler. Meraklarına yenik düşüp bozup, kırıp; kızılacağı korkusuyla annelerinin arkasına sığınabilirler. 

Tüm duyguları ortada… Hepsi gerçek…

Onların bu doğallıklarını hayran hayran izlerken “büyükler” takılıyor gözüme. Çok zaman etrafımızda olan bitenin ne olduğunu anlamadan, fark bile etmeden, emeği hiçe sayıp, bazen küçük bir günaydını çok görüp, duyarsızlaşmış, kaygıları, kavgaları, işleri ve güçleri ile kendilerini kendi dünyalarının merkezine oturtmuş ”bazı” biz “büyükler”… Yaşam savaşında kendilerini öldürmüş, dışarıdaki çarklara göre kendilerini yeniden yaratmış “bazı” biz “büyükler”…

Sonra soruyorum kendime: Bu güzel çocuklar ne oluyor da bu büyüklere dönüşüyorlar zamanla? Nerede, nasıl kopuyor kendimizle bağımız? Neden vazgeçiyoruz duygularımızdan? Kimden korkuyoruz da saklanıyoruz? Çok mu örseleniyoruz? Çok mu tokat yiyoruz? Zayıf mı diyorlar bize? Acıtmazsak acıyacağımızdan mı korkuyoruz? Güçlü kim?

Küçük Prens geliyor ardından aklıma… Büyükler: “Böyledir onlar. Çok şey beklememelisiniz. Çocuklar büyükleri hoş görmeye alışmalıdır.”*

Çocukken onları hoş görmeye alıştığımız için mi böyle oluyoruz yoksa? Ya da hoş göremediğimiz için delirmemenin tek çaresini onlara benzemek olarak mı buluyoruz? 

Asıl aklıma takılan: Nerede ve neden o ilk kırılma?




* Saint-Exupéry, Küçük Prens, Cem Yayınevi, 1991

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder