Tesadüf diye bir şeyin olmadığını düşünüyorum çok uzun zamandır. Söylemişimdir, yazmışımdır, duymuşsunuzdur. O kişi, o kitap, o şarkı bir şekilde karşınıza çıkmıştır; tam da düşündüğünüz konuyu anlatıyordur, o günkü durumunuza uygundur. Buna sadece tesadüf diyemezsiniz. Bunlar evrenin göz kırpışları, size sundukları… Hangi ruh halinde, hangi frekanstaysan karşına çıkanlar. Bazen insanların bana deli gözüyle bakmasına aldırmadan bunun işlediğini anlatıyorum. En yakın arkadaşım bile şüpheli gözlerle bakabiliyor bana J Ama söyleyin hanginize olmadı ki ne almak istediğinizi bilmeden girdiğiniz bir kitapçıda karşınıza çıkan kitapların tam da ruh halinize uygun düşmesi… Bu şekilde keşfettiğim yazar çok…
Son dönemde bu duyguyu bana hissettiren bir buluşma da sevgili Gülşah Elikbank’ın Uykusuzlar romanı ile oldu. Fantastik edebiyat ile aram pek iyi değildir. Ancak Gülşah Elikbank’ı İzmir’de edebiyat adına yaptığı etkinlikler sayesinde takip ediyordum. Romanın tanıtım söyleşisinde de kendisiyle hem tanışma hem de hem de kitabı edinme fırsatı buldum.
Kitabın tanıtım yazılarından rüyalarla ilgili bir konusu olduğunu biliyordum; ama bunu fantastik edebiyatın bir parçası gibi düşünmüştüm ve aslında altında bilimsel bir rüya araştırması olduğundan haberim yoktu. Üstelik tam da kendi rüyalarımla daha derin ilgilenmeye başladığım dönemde.
Hikaye bir aşk etrafında anlatılıyor. Alt metni düşünmeksizin maceralı bir aşk romanı gibi de okuyabilirsiniz ama ben böyle okuyanları anlayamadım doğrusu. Tabii ki roman derin bilimsel açıklamalar yapmıyor rüyalarla ilgili, sadece meraklısına bir kapı aralıyor rüya kavramına dair. Mesela bende rüyalar ile ilgili daha derin okuma isteği uyandırdı. Sevgili Gülşah Elikbank’ın tavsiyelerinden yola çıkarak Freud ve Jung’un kitapları listeme eklendi bile…
Uykusuzlar’ın son bölümünü ise altını çize çize okudum. Hele bir aşk tarifi var ki; sadece kadın ve erkeğe mal edemezsiniz.
“Dünyada her türlü zorlukla başa çıkmak, her düşmanın karşısında zafer kazanmak mümkün. Bir tek aşk, insana böyle diz çöktürebiliyor. İnsan yaşamını sıfırdan başlatacak o deli cesareti ancak aşkla bulabiliyor. Tüm bu çılgınlığa bulanmış düşler içinde, yalnızca aşk; uğruna savaşmaya değer duruyor. Yaratılan her şeyde var olduğundan emin olduğum tek gerçek duygu, bu.”
Hayata ve yaşamaya dair aşkımız hiç sönmesin…
***
Uykusuzlar
Gülşah Elikbank
İthaki Yayınları, 2013
Güzel bir kitaba benziyor anlatımınızdan bunu anladım . En yakın bir zamanda kitaplığıma eklemek istiyorum. İyi bloglamalar.
YanıtlaSil