Peri Gazozu’nu okudum mu, izledim mi, dinledim mi bilemiyorum. Yaşadıklarını hatırlıyor da insan, zamanla ayrıntılar silinse de o anın, yaşananların sizde yarattığı duygu, içinizde yaşattığı his hiç unutulmuyor. Bizi büyüten de, değiştiren de, çocukluğumuza götüren de, anlamlandıran da, yeniliklere yönelten de, değerli kılan da bu hisler, bu duygular… İnsan olmanın en hassas, en özel yanı belki de…
Ercan Kesal tüm duyarlılığı ile ortak hislerde buluşturduğu anılarını, gözlemlerini, yaşadığı yerleri, Türkiye’yi paylaşmış bizimle. Görmediğimiz, atladığımız, unuttuğumuz, bilmediğimiz belki de öğretilmediğimiz hayatlar… Bu hayatlara tanıklık eden bir doktor, arkadaş, evlat, çocuk…
Her satırını o anları izlemiş, yaşamış, tanıklık etmiş gibi okudum. Boğazıma düğümler dolandı, bazen ara verdim okumaya sindirebilmek için, bazen gözlerim doldu, bazen inanamadım…
Sadece “okudum” diyemiyorum; çünkü Peri Gazozu’nun tüm yorumlarında belirtildiği gibi bir film karesini izler gibi okuyorsunuz. Bir de sanki Ercan Kesal karşınızda oturmuş düşünceli ve duyarlı bir biçimde hüzünle karışık anlatıyor size…
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder