Sayfalar

27 Eylül 2012 Perşembe

Bugün Bir Erkeğin Beynine Sahip Olmak İstiyorum!

Kadın ve erkek... İki farklı yaratık! Biyolojik farklarımızın dışında olaylara bakışımız ve olayları yorumlayışımızla tamamen birbirinden farklı kutuplarız.

Geçen gün bir arkadaşım ağabeyinin eşinin, düğün fotoğraflarını seçmeye "çalışma" uğraşısını anlattı. Kızcağız dakikalarca iki fotoğraf arasında hangisini seçmesi gerektiğini bulamayınca eşine sormuş:
"Sence hangisini seçmeliyiz?"
Eşi kafasını izlemekte olduğu televizyon ekranından çevirip resimlere bakmış ve "Bunu!" diyerek bir resmi gösterip yine televizyonuna gömülmüş!

Küçücük bir olay ama ne güzel anlatıyor halimizi...

Maalesef çok karşılaşıyoruz bu durumla. Kafamız karışık olduğu sürece de yani aynı saniyede bin bir farklı varyasyonu düşünebildiğimiz sürece de sanırım bu sahneler çoğalacak.

Aslında yazmaya başlarken derdim kadın-erkek arasındaki bu farktan bahsetmek değildi. Neydi derdim?

Kendi kafa karışıklığımdan kurtulmak!

Çünkü iki gündür bir erkek beyni taşımadığıma üzülüyorum desem yeridir! Kendimden yorulmuşum. Kafamdaki küçük insancıkların sesi başıma ağrılar çıkarmış, ben zavallı bir şekilde debeleniyorum.

Yazmak en iyi ilaçtır deyip yine aldım kalemi elime. Kendime biraz dışarıdan bakabiliyorum böylece. Bir de kafamdaki insancıklar yazdıklarıma konsantre oluyor ya... En güzeli bu! Biraz sessizlik her zaman iyidir...


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder