Nisan ayında ne kadar tembel davranmışım blogum konusunda. Yazmak istedim ama bir türlü derleyip toparlayamadım aklımdakileri. Olsun, bazen hayat böyle zamanları da veriyor madem, biz önümüze bakalım.
Bu ayın en güzel olaylarından biri 18. İzmir Kitap Fuarı idi. Geçen sene kitap fuarında yaşadığım anlamsız tutukluktan eser yoktu bende. Almak istediğim kitapları kütüphaneme ekledim, yeni okuma listeme göre alışverişler yaptım. Bana çok iyi geldi kitaplar... Şimdi sıra onları okumada... :)
Kitap fuarının bu sene bizim için bir güzelliği daha vardı. Bu sene bir süre önce daha detaylı inceleme fırsatı bulduğum Yitik Ülke Yayınları ile sohbet etme imkanı buldum. Genelde yazarlarla konuşma konusunda tutuk kalırdım. Ama buradan öyle yüksek bir enerji aldım ki yeni dostlar edinmiş gibi hissettim. Üstelik babamın Analitik ve Kuantum Mekaniği isimli fizik kitabının basımı konusunda da bize destek olma ihtimalleri var. Emeğe saygıyı ve bir işi yapmak için özen göstermeyi çok iyi biliyorlar. Sevgili Kadir Aydemir çok sıcaktı. Teşekkürler!
Tortiera olarak kurabiyelerimizi götüremedik ama bir sonraki seneye sponsoruz inşallah ;)
Stantta tanıştığım Özlem Bey ise çok hoşsohbet bir öğretmendi. Daha sonra fuar içinde dolaşırken karşılaştığımızda, stanttayken mutlaka okumamı tavsiye ettiği kitabı yolda bana hediye etmesi de o kadar inceydi ki; hediye alıp vermenin güzelliğini bir kez daha bana yaşattığı için çok şanslıyım.
Ve Banu Conker... Biz stantta otururken biri valizi ile gelir, heyecanlıdır. Sonra öğreniriz ki kendisi Banu Conker'dir ve ilk imza günü de oracıkta birazdan başlamak üzeredir. Enerjisi, heyecanı, kıpır kıpırlığı o kadar içten ki "Ben Onu Tuz Kadar Sevdim" isimli tazecik kitabının "ilk imza"sını biz alalım dedik. :) Kitabı okuyunca da açık yürekliliği ve cesaretini çok takdir ettim. Yolu açık olsun!
Bu arada Aykut Oğut sayesinde ilgilenmeye başladığım Çekim Yasası üstüne Louise Hay'den okumalar yapmaya başladım. Etkilenmemek pek mümkün değil. Bir de hayatınızda bu sayede neleri gerçekleştirip neleri gerçekleştiremediğinizi bir bir görmeye başlamak çok değişik ve güzel bir duygu... Farkındalık önümüzdeki zamanı da daha farklı ve daha iyi yaşamamıza olanak sağlıyor.
"İşte böyle, Sevgili Günlük" tadında bir yazı oldu bu... Gecenin bir yarısı dökülüverdi sözcüklere. O zaman Nisan'ın son yazısı oluversin :)
Bir de şu çok sevdiğim sardunyalar var... O da artık daha sonra yazıla...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder